• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Üyelik Girişi
TAKVİM
HİCRET BİLİNCİ

Zamanın kollarında mukadder sona yaklaşan bizler, bakıyoruz takvimlerimiz Hicri 1432 yılını gösteriyor. Yeni bir Hicri yılı idrak ettik. Mübarek olsun.

     Efendimiz (sav)’in Mekke’den Medine’ye hicretlerinin üzerinden tam 1431 yıl geçmiş, sanki yıllar uzadıkça ümmette hicret bilincinden uzaklaştı… Sadece Miladi yılbaşlarına muhalefet çerçevesinde hicret gerçeği hatırlanır oldu… Hicret sorumluluğunun bu günün dünyasında karşılığı nedir, bilinmiyor…  Gerçekten küreselleşen bir dünyada; halklar, kültürler, dinler, diller, ideolojiler, sistemler içiçeleşirken hicreti nasıl tanımlayacağız, bu unutulmaya terk edilen ibadetin hayatımıza yansıması nasıl olacak?

    Doğrusu, modern zamanların düşünce ve kültür anaforu içerisinde kavram ve kabullerimiz ciddi anlam krizlerine maruz kalmaktadır. Bunlardan biri de hicrettir…

    Hicret, tarihte olup bitmiş bir olay değildir…

    Hicret, dinamik ve evrensel bir ibadettir… İtikadi bir tercihtir… Akideye adanmış hayatların anlam arayışıdır…

    Evet, hicret hayattır… Hicretsiz hayatların ne kadar hantal ve ham hayatlar olduğu görünen bir gerçektir…

    Hicret, yeryüzünde Allah adına varolma azminin ve O ada adanmanın ifadesidir.

    Cahili bünyelerde erimemek, eğilmemek, elenmemek, edilgenleşmemek için elden ne geliyorsa bunu esirgememek demektir. Aksi taktirde statükonun dişlileri arasında yem olma riski ile karşı karşıya kalırız…

    Savrulmalara, sapmalara ve sıradanlaşmalara karşı hicret gerçekten koruyucu bir sorumluluktur…

    Modern yaşamın yozlaştırıcı, buharlaştırıcı, bitirici, batırıcı, boğucu etkilerine, hicret bilinci olmaksızın nasıl direnebiliriz?

    Yeryüzüne çakılı kalmadan, tutku, tutsaklık ve takıntıları aşabilme iradesi ile halife misyonunu tamamlama vahye şahitliği sürdürebilme kararlılığıdır…

    Hicret; ticari ve turistik bir seyahat değildir…

    Maişet ve maaş derdiyle yollara düşmek de değildir…

    Romantik ve nostaljik duygularla yeryüzünü adımlamak olmadığı da kesin…

    Rahat etmek arzusuyla emin bir beldeye kapak atmak girişimi olarak da yorumlayamayız…

    Hicret bir kaçış değil, arayıştır…

    Yön bilinci, yol tercihi, istikamet ayarı hicretle gerçekleşir… Bu bir alışkanlık, ağırlık veya acizlik değildir… Tam aksine bir akış, bir aşk, bir aşkınlık, bir adanmışlık halidir…

    Hicret, ilahi bir proje, rabbani bir perspektif, ulvi bir programdır…            

    Donukluk, durağanlık, dağınıklık, döneklik, düzensizlik bununla aşılır…

    Bu bir varoluş mücadelesidir… Özgürlük yürüyüşüdür… “Ben”in “biz”e evrilmesidir… Özne kalma kararlılığıdır…

    Bedeviyetten medeniyete geçiştir…

    Hazıra konmak, mevcudla kendini sınırlamak yerine hedefi büyütmek, çıtayı yükseltmek, hedefe kilitlenmektir…

    Elleri koynunda oturup beklemek değil, “ne yapalım alın yazımız buymuş” demek yerine yürümek… Koşmak.. Coşmak… Akmak… Yüreklere, yığınlara ve yıllara… Yeryüzünü yurt edinmek… Kendini bir coğrafya ile, bir çağ ile, bir çerçeve ile sınırlamadan… Yeryüzünün geniş olduğunu unutmadan… Bize düşen sadece seferdir bilincinden kopmadan…

    Hayatın her anını hicret şuuru ile yaşadığımız zaman; manevra alanımızı daraltan, bizi sınırlayan, bir mekana sabitleyen, bir bölgeye bağlayan tüm anlayış, alışkanlık ve arızaları aşabilme kudretini kendimizde buluruz… O zaman münker, şer, fücur, zulüm, tuğyan ve isyanla asla uzlaşmayız… Her türlü fikri, itikadi, ameli, siyasi, sosyal riczden/pislikten ayrışabilme, arınabilme yeterliliğini yakalayabiliriz…

    Hicret; iman ve irade işidir… Bununla yeni imkânlar oluşur…

    İmkânların tükendiği yerde imkân üretme eylemidir…

    Hicret, umuttur… Ufuktur… Moraldir… Mecaldir…

    Hicret ruhu ile yola koyulduğunuzda zamana ve mekâna hükmedebilirsiniz…

    Hicret gerçekçi bir kriterdir… Sadakat ve samimiyetler hicret sınavı ile netleşir… Çizgiler bununla belirginleşir… Renkler böylece ortaya çıkar… Çünkü hicret, cihettir…

    Müslüman olarak farkımız, fevkimiz, fazlımız hicrettir…

    Hicret aynı zamanda bir iç devrimdir… Deruni bir fetihtir…

Hicret çok boyutludur: Dikey hicret… Yatay hicret… Kuldan Rabbe hicrete dikey diyoruz… Mekânsal hicrete yatay diyoruz… Dikey hicret gerçekleşmeden yatay hicret sürdürülemez… Düşünsel hicreti tamamlamadan bedensel hicret gerçekleşmiyor…

    Öncelikle esfelden eşrefe… Erzelden ekmele… Ehvenden ahsene hicret…

    Negatif hicretleri sonlandırmak… Hazdan huşuya; hevadan hayra; süfliden ulviye; hayalden hakikate yürümek…

    Hayatın mihverinde hicret olacak ki; dünyevileşmeyelim, bireyselleşmeyelim, bencilleşmeyelim, bireyselleşmeyelim…

    Her hicret bir fethe gebedir…

    Hicret bir ara hedeftir…

    Hicret bir dönüm noktası… Yeni bir başlangıç… Temiz bir sayfadır…

    Hicret mücadele yolunda aşamalardan bir aşamadır…

Hicret öğretisi ile yeryüzü mescidini adımlamak durumundayız… Vela ve bera bilinci ile… Havf ve recadengesi ile… Akıl ve kalp bütünlüğü ile… hicretimiz tüm zamanlara…

    Kimi zaman zindana… Kimi zaman gemiye… Kimi zaman mağaraya… Kimi zaman ateş dolu hendeklere… Sevr’den Seniyyetü’l-Veda’ya… Hira’dan Uhud’a… Mısır’dan Tur-i Sina’ya… Zeytin Dağından Beytü’l-Makdis’e… Safa’dan Merve’ye… Sonludan sonsuza kesintisiz hicret… Yani hayat hicret… Müslüman muvazzaf muhacir…

    Evet, hepimiz muhaciriz, misafiriz… Hicret, iştiyakımızı kıran iştahlarımız olmasa… İştirakimizi engelleyen işlerimiz olmasa gerçekten muhaciriz…

    Şimdi, Kitab’ı mehcur bırakanların Kur’an’a hicret vakti…

    En gerçekçi hicret; ölüm bizi bulmadan Rasul (sav)’e hicreti gerçekleştirebilmek…

    Nasıl mı? O (sav)’nu dinliyoruz:

“Yozlaşmanın yaygınlaştığı zamanlarda İslam’ı yaşamak bana hicret etmek gibidir” (Müslim)

“Muhacir, Allah’ın yasaklarından hicret eden/kaçan kişidir” (Buhari)

Ve Hz. İbrahim’in son kararını izliyoruz:

“Ben Rabbime hicret edeceğim.” (Ankebut 26)

Sadece kendilerine zulmedenler hicretten yüz çevirirler…

Kendilerine acıyanlar ellerinizi tez tutun:

“Allah’a koşuşun!” (Zariyat 50)

Bu kutlu sevdadan ve kutsal kavgadan geri kalmayın

RAMAZAN KAYAN

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
29 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam26
Toplam Ziyaret103009
Anket
Kur'an'ı ne sıklıkla okursunuz?
Hava Durumu
Anlık
Yarın
1° -6°
Saat